İki flütün birlikte çalması, dışarıdan bakıldığında oda müziğinin en kolay biçimi gibi görünür. Gerçekte en açık ve en affetmez biçimidir.
Farklı çalgılarla çalarken tını farkları küçük uyumsuzlukları örter; bir flüt ile bir klarnetin entonasyonu birkaç sent kaysa bu kolay fark edilmez. İki flüt aynı notayı çaldığında ise en küçük sapma bile vuru (beat) olarak duyulur. Aynı şey artikülasyon ve vibrato için de geçerlidir: iki icracının dil hareketi ya da titreşim hızı farklıysa bu anında ortaya çıkar.
Bu yüzden flüt düosu, kulak eğitimi açısından son derece verimli bir çalışma biçimidir. Kursiyer, kendi sesini bir başkasınınkiyle üst üste bindirerek dinlemeyi öğrenir — bu, tek başına çalışırken imkânsızdır.
Repertuvar açısından da zengin bir alandır. Klasik dönemden itibaren iki ve üç flüt için yazılmış çok sayıda eser vardır; ayrıca daha büyük topluluklar için yazılmış eserlerin flüt korosu düzenlemeleri yaygındır.
Pedagojik bir avantajı daha vardır: öğretmen-öğrenci düosu, sözle anlatılamayan şeyleri doğrudan gösterir. Bir cümlenin nasıl şekilleneceğini anlatmak yerine yanında çalmak çoğu zaman daha hızlı sonuç verir.
Derslerimizde uygun seviyedeki kursiyerlerimizi birbirleriyle eşleştirerek düo çalışması yaptırıyoruz. Bu, hem motive edici hem de entonasyon farkındalığını en hızlı geliştiren yöntemlerden biri.