Orkestrada zamanlamayı şef yönetir. Oda müziğinde şef yoktur; topluluk kendi kendini yönetmek zorundadır. Bu, ilk bakışta sanıldığından çok daha teknik bir meseledir.
Başlangıç işaretini genellikle giriş yapan ya da ezgiyi taşıyan icracı verir. Verme biçimi de bellidir: bir nefes. Nefes alma hareketi hem duyulur hem görülür ve tam olarak tempoyu taşır. Yavaş bir nefes yavaş bir tempo, kısa ve keskin bir nefes hızlı bir tempo bildirir. Yani nefesli çalgı icracısı, zaten yapmak zorunda olduğu hareketi bir iletişim aracına dönüştürür.
Yaylı çalgı icracıları aynı işi yayın havadaki hazırlık hareketiyle yapar; piyanistler ellerin kalkışıyla. Ama nefes, topluluk içinde en okunaklı işarettir — bu yüzden karma topluluklarda başlangıcı çoğu zaman nefesli icracı verir.
Göz teması ise yalnızca başlangıçta değil, geçişlerde ve bitişlerde de gereklidir. Uzun bir sesin birlikte kesilmesi, ancak icracılar birbirine bakıyorsa temiz olur.
Bunların hiçbiri notada yazmaz ve tek başına çalışırken öğrenilmez.
Derslerimizde topluluk çalışmalarına katılan kursiyerlerimize bu işaret dilini açıkça öğretiyoruz. Nefesle tempo vermeyi öğrenen bir öğrenci, kısa sürede topluluk içinde kendini güvende hissetmeye başlıyor.