Klasik çalgı eğitiminde çoğu zaman gözden kaçan bir gerçek vardır: teknik gelişim bireyseldir, ama müzikal gelişim topluluk ister. Tek başına çalışan bir öğrenci belirli bir noktaya kadar ilerler, sonra durur — çünkü dinleme, uyum ve zamanlama becerileri ancak başkalarıyla çalarak gelişir.
Ankara bu bakımdan görece şanslı bir şehirdir. Konservatuvarlar, senfoni orkestraları, düzenli konser salonları ve çeşitli amatör topluluklar bir arada bulunur. Bir öğrenci için bunun anlamı şudur: dinleyecek canlı icra, hedef alacak bir seviye ve katılabileceği topluluklar mevcuttur.
Canlı konser dinlemenin eğitimdeki yerini vurgulamak gerekir. Kayıt dinlemek faydalıdır ama düzenlenmiş ve dengelenmiş bir üründür. Salonda oturup bir orkestranın nasıl çalıştığını görmek — nefesli grubunun birbirine nasıl baktığını, şefin ne yaptığını, bir solonun salonda gerçekte nasıl duyulduğunu — kayıttan öğrenilmeyecek şeyler öğretir.
Stüdyomuzda belirli bir yeterliliğe ulaşan kursiyerlerimiz eğitmenlerimiz eşliğinde orkestra derslerine katılabilmektedir. Bu çalışmalar sayesinde kursiyerlerimiz enstrümanlarındaki yeterliliklerini artırırken, diğer topluluk üyeleriyle uyum içinde çalabilme konusunda da kendilerini geliştirmektedir.
Derslerimizde kursiyerlerimizi şehirdeki konserleri takip etmeye teşvik ediyoruz. Çalışılan bir eseri canlı dinlemek, o eser üzerindeki çalışmayı çoğu zaman bir anda ileri taşıyor.