Çalgı eğitiminin ileri seviyesine gelen öğrenciler genellikle aynı soruyu sorar: bundan sonra ne olur? Üç ana yol vardır ve bunlar sanıldığından çok daha farklı beceriler ister.
Orkestra müzisyenliği topluluk becerisine dayanır. Öne çıkan nitelikler güvenilirlik, deşifre hızı, standart repertuvara hâkimiyet ve entonasyonu bir gruba uydurabilme yetisidir. Çalınan nota sayısı azdır ama her birinin tutarlı olması beklenir. Bu yola giden kapı orkestra sınavlarından geçer.
Solistlik farklı bir beceri setidir: geniş bir solo repertuvar, sahne varlığı, yorum kimliği ve uzun soluklu bir konser dayanıklılığı. İş imkânı bakımından en dar, rekabet bakımından en yoğun yoldur.
Öğretmenlik ise çoğu zaman hafife alınır. İyi çalmak ile iyi öğretmek aynı şey değildir; öğrencinin sorununu teşhis edebilmek, aynı şeyi farklı yollarla anlatabilmek ve sabır ayrı yeteneklerdir. Buna karşılık en istikrarlı ve en yaygın meslek yolu budur.
Gerçekte çoğu profesyonel bu üçünü karıştırır: orkestrada çalıp ders veren, ara sıra solo konser yapan bir müzisyen tipiktir.
Derslerimizde ileri seviye kursiyerlerimizle bu yolları açıkça konuşuyoruz. Hedefin ne olduğunu bilmek, çalışma programının nasıl kurulacağını da belirliyor — orkestra hedefi olanla solo hedefi olanın repertuvarı aynı olmuyor.