Konservatuvar sınavlarına hazırlanan aileler genellikle tek bir soruya odaklanır: hangi parçayı çalmalı? Oysa jürinin baktığı şey daha geniştir.
Ölçülen alanlar genellikle şunlardır. Birincisi çalgı hâkimiyeti: ton kalitesi, entonasyon güvenilirliği ve teknik akıcılık. İkincisi müzikalite: cümle kurabilme, dinamik kullanımı, eserin karakterini taşıyabilme. Üçüncüsü müziksel işitme: verilen sesi tekrar edebilme, kısa ezgileri duyup söyleyebilme, ritim tekrarı. Dördüncüsü nota okuma ve temel teori bilgisi.
Bu dört başlığın ağırlığı kuruma göre değişir, ama işitme sınavının önemi çoğu zaman hafife alınır. Çalgıda iyi olup işitme bölümünde zorlanan aday sayısı azımsanmayacak kadar fazladır.
Nefesli çalgı adayları için ek bir boyut daha vardır: fiziksel uygunluk. Diş yapısı, dudak biçimi ve el büyüklüğü değerlendirilir. Bu bir eleme kriteri değildir ama hangi çalgının daha uygun olacağına dair yönlendirme yapılabilir.
Hazırlığın gerçekçi süresi adayın başlangıç noktasına bağlıdır. Sağlam bir teknik temeli olan bir öğrenci için genellikle bir-iki yıllık odaklı bir program öngörülür.
Derslerimizde konservatuvar hazırlığı yapan kursiyerlerimizle çalgı çalışmasının yanında solfej ve işitme çalışmasını eş ağırlıkta yürütüyoruz. Sınav bir bütünü ölçüyor, hazırlık da bütün olmalı.